Sonraki

Önceki

26 Ekim 2013 Tarihli DÇB Genel Kurulu Konuşma Tutanakları


26 Ekim 2013 Tarihli DÇB Genel Kurulu Konuşma Tutanakları

DÇB Yönetim Kurulu Toplantısı geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Nalçık şehrinde gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye, Suriye, Ürdün, Almanya, ABD, Adigey, Karaçay-Çerkes, Krasnodar, Mezdegu topraklarında yaşayan soydaşlarımızın temsilcileri katıldı. Toplantıya katılanlar arasında Kabardey-Balkar (KB) Başbakan Yardımcısı Kodzoko Muhammed, KB medya, halkla ilişkiler ve din işlerinden sorumlu bakan Kumaho Muhadin, daha önce DÇB Yönetim Kurulu Başkanı olup şu anda DÇB yönetim kuruluna danışmanlık yapan Nehuş Zawurbiy, Dzemıh Qasbolat, Ajaho Kanşobi ve daha başka isimler de katıldı.

DÇB başkanı Sokuroko Hauti toplantı boyunca gayretlerini esirgemeyecek olan; ulusal meselelerdeki duyarlılıkları ve bu meseleleri çözebilmek adına uzun gayretler sarf eden misafirlerine hitaben hoş geldiniz konuşması yaptı.

Aynı şekilde, Kabardey- Balkar Cumhuriyeti’nin başbakan yardımcısı ve yabancı ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla iletişim ve koordinasyon komisyonu başkanı Kodzoko Muhammet de benzer şekilde yapılacak çalışmalarda olumlu sonuçlar alınması adına, katılımcılara iyi dileklerini sunarak söze başladı. Gerek anavatanlarına dönmek isteyen, gerekse şu an için zorunlu olarak Suriye’den kaçıp anavatanlarına dönen kardeşlerimizin durumu, KB devlet başkanının nazarı dikkatinde olup, dönüş işlemleri, Hükümetin gözetiminde gerçekleştirilmektedir diye devam etti. Suriye’den gelen, mağdur birçok ailenin iskân edildiği, yine bu günlerde 60’dan fazla aileye -bizzat Kanoko Arsen’in verdiği talimat doğrultusunda- evler satın alınacağını belirtti. Bu meseleye bağlı olarak yine ortaya çıkabilecek zorlukların ve mağduriyetlerin DÇB tarafından hükümete bildirilmesi durumunda hükümetinin elinden geleni yapacağını, bu meselenin KBP devlet başkanının da önceliği olduğunu vurguladı.

Gün boyunca, görüşülecek maddeler üzerine mutabakat sağlandıktan sonra, ilk kongreden günümüze kadar DÇB’nin gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında film gösterimi yapıldı. Bu esnada yine söz alan Sokuroko, DÇB’nin gerçekleştirmeye çalıştığı planlarda katkısı olanları, Adige meselesinde, halkımızın tekrar yekpare olması adına çalışan tüm birey ve kurumları minnetle andıklarını ekledi.

Sonrasında, Çerkesler’e son iki yıldır en çok rahatsızlık veren Suriye meselesine geçildi. Öncelikli olarak, Suriye’deki Adige derneği başkanı Gug Ekrem söz alarak, Suriye Çerkesleri’nin yaşadığı zorluklardan ve anavatana dönebilmek adına yaptıkları çabalardan bahsetti ve savaşın başlangıcından beri kendilerine yardım elini uzatan, gerek Suriye dışında ki ülkelerde, gerekse Rusya Federasyonu’nda ve kardeş Çerkes cumhuriyetlerinde yaşayan soydaşlarımıza, Şam’da Çerkesler adına minnettar olduğunu belirtirken, Suriye’den anavatana geri dönen soydaşlarımızın karşılanması, iskân edilmeleri, gençlerin üniversite de istihdam edilmeleri konularında ki katkılarından dolayı, KBC’ in başkanına, DÇB’nin başkanına ve KBC Üniversitesi’nin rektörüne son derece müteşekkir olduğunu da ekledi.

-“Suriye’deki yaklaşık 120 bin Adige birkaç bölgede yaşamaktadır. Savaşın başlangıcından beri 150 den fazla Adige öldürülmüş ve yaralanan birçok insan, hastanelerde yatmaktadır. Birçok Adige köyü de tamamen boşaltılmış haldedir (Breqa, Biracem, Merc-Sultan, Hanasir, vs). Savaş nedeniyle dağılan bu insanların büyük çoğunluğu Şam’a kaçarken bir kısmı da başka ülkelere sığınmışlardır. Çoğunun evi barkı yakılarak yok olmuş bazıları da mülklerini, yaşama alanlarını ellerinden çıkarmışlardır. Bugün için hayatlarını zorlukla idame ettiren insanlar oldukça fazladır. Ben şuan için buraya dönmek isteyenlerin isimlerinin/sülale isimlerinin yazılı olduğu bir liste getirdim. Bunların birçoğunun buraya dönecek parası, pasaportu mevcut değildir. Suriye’de yaşayan Çerkeslerin mağduriyeti çok fazladır. Onları çirkin politikalara, olur olmaz işlere çekmek isteyen gruplar Çerkeslerin peşine düşmüştür. Ancak Çerkesler akıllıca davranmış doğru bildikleri politikalarını ve düşüncelerini değiştirmemişlerdir.”

“Rusya’ya iyi niyetle yaklaşıyoruz. Suriye ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkinin daha da pekişmesi için çalışıyoruz. DÇB’nin bu yılki toplantısında işimiz daha kolaydır. Çünkü içinden çıktığım felaketi paylaştığım soydaşlarımın beklentisi, birliğimizi daha anlamlı kılacak kararlar almamızdır”. Gug Ekrem ayrıca bugün ateş çemberinde olan Çerkeslerin mağduriyetini gidermek adına birtakım düzenlemelerin de yapılabileceğini belirtti.  Suriye’den gelerek Rusya’ya yerleşmek isteyenlerin vizelerinin DÇB’nin göndereceği davetiyelerle çok daha kolay ve ucuz bir şekilde temin edilmesi; Rusya Federasyonu (RF)’nun gönderdiği uçaklara pasaportu olmayan Çerkeslerin de alınmasına dair anlaşma yapılması, anavatana dönmesine rağmen 6 aydan beri oturma izinlerini alamayanlara yardım edilmesi, Çeçen, Dağıstan, İnguş ve başka halklara mensup kişilerin de Suriye’de yaşayan soydaşlarına yardım etmeleri, KBC, KÇC, AC, Krasnodar yöneticilerinin, Şam’da yaşayan soydaşlarımızın durumunu RF’nun da bir devlet meselesi haline getirmesini sağlamaları ve bu yolla soydaşlarımızın anavatanlarına daha çabuk dönebilmeleri, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’ne yerleşerek misafirhanelere, kamplara yerleştirilenlerin kış gelmeden daha uygun evlere taşınmaları, Suriye’ye gönderilen paraların, kişilerin adlarına gönderildiğinde ellerine geçmemesinden dolayı Adige Yardımlaşma Derneği adına gönderilmesi gibi konuları da gündeme getirdi.

New Jersey’de faaliyet gösteren Adige Yardımlaşma Derneği’nin başkanı Mirza Kuşha İsam Suriye’de mağdur olan soydaşlarımıza en çok anavatandakilerin yardım edebileceğini belirtti. “Şimdiye kadar yapılanlar az değildir. Lakin can güvenliği tamamen ortadan kalkmış bu insanlara yardım etmeye devam etmeliyiz. Süreç ilerledikçe kayıplar çoğalacaktır. Ben sorumluluğun bütün yükünü anavatandaki sizlerin omzuna yüklemek istemiyorum. Elbette ki bizimde katkılarımız olacaktır. Lakin gerek karar alma aşamasında, gerekse yardımların organizasyonunda başat görev, siz anavatanda yaşayanlarındır.”

İsam’ın sözlerine katıldığını söyleyerek konuşmaya başlayan Kardan Badıri (ABD) “kurunun yanında yaşta yanar” hesabıyla Suriye’de Adigeler’in yok olmasına son derece üzüldüğünü beyan etti.

Kuşha Doğan (İstanbul), Suriye’den Türkiye’ye göç eden mültecilerin 700 bini aştığı, bazılarının ise bu sayının bir milyon olduğunu beyan ettiklerini söyledi.

“Bir şekilde Türkiye’ye sığınmayı başaran her bir mülteci çadırlarda iskân edilmektedir. Biz Kaffed olarak 1500 kişiyi evlere yerleştirdik. Daha sonra çadırlarda yaşayan 25 aileyi daha tespit ederek, onları da uygun koşullardaki meskenlere yerleştirdik,” şeklinde açıklamada bulundu.

DÇB yönetiminde yer alan Guebeş’ık Vladimir KBR deki son durumu daha ayrıntılı bir şekilde ortaya koyarak, mültecilerin aileler halinde köylere yerleştirildiğini, hayatlarını idame ettirebilecekleri hayvanlara sahip olduklarını, anavatana uyum sağlamış ve ihtiyaçları karşılanmış bir şekilde yaşadıklarını vurguladı.

DÇB başkan yardımcısı, KB Devlet Üniversitesi’nden Qajer Artur’da DÇB’nin gençlerle olan çalışmalarını vurgulayarak, şu anki önceliklerinin Suriye’den gelen gençlerin okullara yerleştirilmesi olduğunu, ikinci aşamada ise yeni gelen genç soydaşlarımız ile buradaki soydaşları arasındaki entegrasyonun sağlanması için birçok çalışmanın yürütüldüğünü söyledi. Ayrıca yabancı öğrencilerin üniversiteye yerleştirilmesi konusunda, ülkede bazı kanuni engellerin olduğu ve bunların ihlal edilemeyeceği, ancak yabancı ülkelerden gelen gençlerin eğitimi konusunda gerek DÇB’nin gerekse KBC’nin son derece faydalı işler yaptığını da belirtti.

Kabardey Adige Xace’nın başkanı Haf’ıç’e Muhammet de 2014 yılının Rus-Kafkas Savaşlarının bitiminin 150.yılı olacağına vurgu yaparak, bu konudaki çalışmalardan bahsetti. Yapılması planlanan 32 çalışmadan müteşekkil programda, işlerin yarısından fazlasının hâlihazırda bitirildiğini söyledi.

“ Öncelikle DÇB ile Bum bank işbirliği ile Hotko Samir’in “Adigelerin kısa Tarihi” isimli eserleri, basılmaya hazırdır, çok geçmeden piyasada olacaktır. Adige Psatle gazetesinin genel yayın yönetmeni yardımcısı Şirdi Marina, DÇB’nin tarihsel sürecini anlatan kitabı altı ay önce piyasaya çıktı. Kudaş Yelbezdıko’nun doğumunun 100. yılı vesilesiyle başka anma programları hazırlıyoruz. Buna bağlı olarak bir gazete çıkarmayı planlıyoruz. Var olan eserini de, eksikleri tamamlandıktan sonra yeniden basmayı düşünüyoruz.” KBC, KÇC, AC ve Şapsığ’da faaliyet gösteren xaseler birleşerek bu temayı içeren rozetler, resimler, büstler hazırlamayı planlıyoruz. Bununla birlikte, “Adigelerin acısı bütün dünyanın acısıdır” adlı eseri esas alarak bir film çekmenin çok büyük bir anlamı olacağını düşünüyorum. Şayet ki politikacılarımız destek verir ve biz, gerek anavatanda gerekse yabancı ülkelere giderek, Rus-Kafkas Savaşı’nın gelişimini, savaşın paramparça ettiği Çerkesler’in bugün ki yaşayışlarını, düşüncelerini betimleyen bir film yapabilir isek son derece yararlı bir çalışma olurdu. Loviçki Mihail’in romanından esinlenilen “Gök gürültüsü” adlı oyun Fıre Ruslan tarafından sahneye koyarak, bizim cumhuriyetimizde ve Karaçay-Çerkes’te gösterilmişti. Gelecek yıl tekrar sahnelenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kabardey Adige Xase’si “ Bize Çoktandır Çerkes Diyorlar”  adlı kitabı hazırladı. Kitap, Adigelerin yaşayışları, tarihleri, görenekleri üzerine, birçok çizimin, resmin yer aldığı bir çalışma. Umut ediyoruz ki zamanı gelince basılır. Ayrıca Kuşha Doğan da “Adigeler – Balkanlardan” adıyla, birçok sanatsal resmin yer aldığı bir kitap hazırlamakta.”

Birçok ciltten oluşan kitaplar, Hafıts’e Muhammed’in hazırlamış olduğu “Çerkesika” içerisine ekleyeceği çalışmalar, dikilecek anıtlar, özel günler, dergiler, Adige Gazetesinin ciltlerinin ciltli baskılarının yapılması, birçok konuda uluslararası konferansların gerekliliği ve daha birçok önemli mevzuya Hafıts’e işaret etti. Bütün bunların ötesinde, öne çıkardığı “Dışardaki Adigeler” müze projesi, 43 yıldan beri kendisinin itinayla topladığı 20.000’e yakın parçanın, ya müstakil bir yerde sergilenmesi ya da ulusal müzenin bir odasında, bölümünde sergilenmesi Hefıts’e’nın en büyük idealidir. Bu müze Hefıts’e’nın Adige halkına bırakmak istediği en büyük mirastır.

Şerces Muhammed, Bogus Adem, K’ek’ıhu Mecid, Rus-Kafkas Savaşı’nın 150.yıl dönümüne istinaden Karaçay-Çerkes’te, Adigey Cumhuriyeti’nde, Şapsığ bölgesinde yapılan hazırlıklardan bahsettiler.

Profesör Wunej Kaşif yapılan bu çalışmaların Adige Halkı için aşina ve anlaşılır olduğunu fakat Adigelerin birçok yerde tanınmamasından dolayı 2014 yılında Soçi’den başlayarak Moskova’ya kadar, Rusya’nın belli başlı büyük şehirlerinde Çerkeslerin kültür ve sanatına dair faaliyet ve gösterilerin yapılabileceğini belirtti.

Huvaj Fahri, 150.yıla vurgu yaparak,  Kabardey hükümet binasının önüne Kazanıkoa Jabağı’nın bir anıtının dikilmesi projesinin de programa alınmasını önerdi. Ayrıca gelecek yıl Türkiye’de düzenlenecek uluslararası konferansa gönderilecek kişilerin seçilmesi gerektiğini de belirtti.

DÇB-Rusya Federasyonu ve Rusya Federasyonu’nun Olimpiyat komitesi başkanları ile yapılan görüşmeden bahsedilirken Sohuroko Ha’uti şunları vurguladı. “Olimpiyat oyunlarının açılışında diğer bütün uluslara nasıl yer veriliyorsa Adigelere de bir yer tahsis edilecektir. Bu yerin en iyi şekilde değerlendirilmesi için güzel bir şekilde, çok iyi bir hazırlıkla Çerkeslerin duruşlarını ve yaşayışlarını, tarihini,  kültürünü, göreneğini, bugünkü süreçlerini, hala güçlü bir halk olarak var olduklarını gösterebilmeleri için, bütün Adige cumhuriyet ve bölgelerinin ortak hareket etmesi, bu sürece hazırlanması gerekmektedir. Şimdiye kadar iyi çalışmalar yürütülmüştür. Bundan sonraki süreçte de daha iyilerini yapmak için uğraşmalıyız. Bu kavgayla üstesinden gelinebilecek bir iş değildir, ancak uzlaşmayla hal edilebilecek bir meseledir.”

Huvaj Fahri ise bu konuya dair fikirlerini beyan ederken, Nart destanlarındaki Sosrıko, ateşi Nartlara getirerek uygarlığı nasıl başlatmış ise, olimpiyatların açılışında da bu mizansen çeşitli görüntülerin eşliğinde canlandırılabilir önerisini sundu.

Yabancı ülkelerde yaşayan, KB Üniversitesi mezunu ve üniversitenin dostlarına ait derneğin hayata geçirilmesi için bir grup Adigeden oluşan heyetinin Krasnodar’da yürüttüğü faaliyetler hakkında, Qajer Artur toplantıdakilere bilgi verdi. Türkiye, Suriye, Ürdün, ABD, Avrupa ve İsrail’den gelen misafirlerin, Rusya Federasyonu Başbakan Yardımcısı Kozak Dimitri ve Krasnodar valisi Tkaçev Aleksander’la Soçi şehrinde yapılan görüşmelere ait video çekimleri gösterildi.

Artur, “ Gug Ekrem’in aktardığı Suriye’deki olaylar ve buna bağlı olarak Çerkeslerin uğradığı mağduriyet Federasyona ait bir meseledir. Soçi’de yapılan bu toplantı da bunun böyle olduğunun göstergesidir. Heyetimizle görüşen kişi Rusya federasyonu başkanı Putin’in yakın çalışma arkadaşı olup, salt kendi adına değil, hükümet adına görüşmeleri gerçekleştirmesinin anlamı büyüktür,” şeklinde devam etti.

Bu heyet içerisinde yer alan KBR Üniversitesi rektörü Karemırze Baresbi “Bugün için bizi rahatsız eden belli başlı sorunlarımıza cevaplar bulunulduğu kanaatindeyim,” dedi. Toplantıda söylenenlerin lafta kalmayıp, pratiğe geçirildiğini de görmekteyiz. Kozak Dimitri’nin yardımcıları bizzat rektörü telefonla arayarak Suriye’den geleceklerin vize işlemlerinin kolaylaştırılması için çalışmaların başlatıldığını söylediler. “Bize verilen sözlerden bir diğeri de Vancouver, Avustralya Olimpiyat oyunlarında olduğu gibi, Avustralya’nın yerli halkı nasıl ön plana çıkarılmışsa, çok daha fazla bir şekilde Rusya’da yaşayan Adigelerin olimpiyatta ön plana çıkarılacağı, açılışta ve kapanışta bize yer verileceği gibi, olimpiyat boyunca her gün kendi tarihimizi, göreneğimizi sergileyebileceğimiz ortamların yaratılacağı sözüdür.”

Benim bakış açıma göre biz gücümüzü, birikimimizi, zamanımızı bu işlerin daha iyi kotarılması için harcamalıyız.” Karemirze Baresbi toplantıda ayrıca yabancı ülkelerden bize okumaya gelen soydaşlarımızın çocuklarına ayrılan yurtların sayısının arttırılmasını beyan etti ve bunun sözünü de aldı.

Olimpiyat Oyunları süreci başladığından beri bizi inciten bir konu da, oyunların gerçekleştirileceği coğrafyada bir zamanlar Adigelerin yaşadığının söylenmemesi idi. Yine bu toplantıda bu meseleyi de açıklığa kavuşturduk. Soçi’nin bir zamanlar Çerkeslere ait olduğu ve hali hazırda Çerkesler’in yaşıyor olduğu vurgulanarak, bizlerden işbirliği talep edildi.

Krasnodar’da hazır bulunanlardan Karden Samir de görüşlerini beyan etti:

“Adige evlatlarının özlemi, o yerin bize ait olduğunun açıkça beyan edilmesiydi, bu meseleyi açıklığa kavuşturduk. Ne zaman istersek oraya gidebileceğimiz, yerleşmek istersek, yerleşim yolunun açık olduğu bize belirtildi. Soçi Olimpiyatlarının gerçekleştirilmesini istemeyenlerin temel gerekçesi, atalarımızın katledildiği yerde, onların kemiklerinin gömülü olduğu yerlerde oyunların yapılacak olması idi. Bunun da cevabını aldık. Bizimle görüşen yetkililer bu tür mezar yerlerinin tespit edilerek, buraların çevrildiğini, mezarların yakınında hiçbir şeyin yapılmayacağını söylediler. Olimpiyat süresi boyunca ve sonrasında da bu mezarlara Adigeler ziyaret edebilecek, atalarını hatırlayabileceklerdir. Yetkililer “Biz Çerkesleri kardeşimiz olarak kabul ediyoruz. Nerde yaşıyor olurlarsa olsunlar, bize gurur veriyorlar. Şayet olimpiyatlara katılmak isteyeniniz var ise, dünyanın her yerindeki Adigelere, her türlü yardıma hazırız,” diye eklediler. Bu tür sözler karşısında duygulanmış bir vaziyette, geri döndük.”

Samir’in konuşmasına K’ek’ıhu Mecid de katılarak,  Karadeniz kıyısında yaşayan Adigelerin bu organizasyon karşısında moral değerlerinin yükseldiğini, Kozak Dimitri’ye minnettar olduklarını söyledi. Şapsığ Adige Xase’si başkanı ayrıca DÇB tarafından Kozak ve Tkaçev’e birer teşekkür mektubunun gönderilmesinin yerinde olacağını da belirtti.

“Sohuruko Ha’uti’nin de belirttiği gibi bu meselede güç kuvvet kullanılarak, öfkeyle yapılabilecek bir şey yoktur.”

“Bu akılla, sağduyuyla, varoluşla yaklaşılması gerekilen bir iştir. Öncelikle bize söylenenler üzerine mutabık olduğumuza göre bir iyi niyet mektubu gönderebiliriz. İkinci bir husus ise bu mektuba, bu meseleye yapmak istediğimiz katkıları da ekleyebiliriz. İyiliğin kazandıramayacağını, kötülük kazandıramaz der atalarımız. Meseleye iyilikle yaklaşırsak, istediğimiz sonuca ulaşacağımıza inanıyorum” diye de ekledi.

Adige dilinin, gerek Rusya Federasyonunda gerekse diğer ülkelerde yaşayan Adigeler arasında yaşatılması için hazırlanması gereken ulusal program üzerine konuşan Haf’ıç’e Muhammed, iki haftaya kadar literatürün derlenip, çalışmalara başlamaya niyetli olduğunu söyledi. Ayriyeten, geçenlerde Ankara’da düzenlenmiş olan İkinci Uluslararası Adige Dili Konferansı’nda yapılan çalışmaların bu programa dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı. Kaffed’in düzenlemiş olduğu bu konferansta alınan kararları Şığalığue Vacit, Meşfeş’ Nejdet, Huvaj Fahri DÇB üyeleriyle paylaştılar.

DÇB’nin eski başkanı Kalmık Yura’nın 80. Doğum yıldönümü olması vesilesiyle DÇB’nin başkan yardımcısı Şerces Muhammed söz aldı. Bir program gerçekleştirilmesi için, komisyon kurulması amacıyla Karaçay- Çerkes Hükümetine başvuruda bulunulduğunu belirtti. Bu program dâhilinde Karaçay-Çerkes'te bulunan Hukuk Enstitüsü’ne ve Çerkessk şehrinin bir sokağına Yura’nın adının verilmesi ve hatıra olarak büstünün dikilmesi için uğraş verdiklerini de söyledi. “Kalmık Yura adına kütüphanelerde okuma günleri düzenliyorlar. Sadece bizim cumhuriyetlerimizde değil, başka yerlerde de bu tür etkinlikler düzenlenecek. Bu doğrultuda, KB başkanına KB Sosyal bilimler Enstitüsü’nde bilimsel bir konferans düzenlenmesi için başvuruda bulunduk. Kalmık adına düzenleyeceğimiz bu çalışmada Moskova'nın fonlarından faydalanabilmeyi umuyoruz,” şeklinde devam etti.

Kaynak: http://intercircass.org/?p=4726 (Dünya Çerkes Birliği Resmi Web Sitesi)

8393 kişi görüntüledi. Yazıcı Sürümü
İçeriği Paylaş: